DEM MEYHANE - ANKARA

Ankara'ya bu sezon çok sık gittiğimi söylemiştim. Çoğu zaman günübirlik olarak gittiğimiz için akşam yemeğinde çoğu zaman havalimanında geçiştirmek zorunda kaldık. Son gidişimizde ise akşam birşeyler içecek vaktimiz vardı ve biz de tavsiye üzerine Çankaya'da bulunun bir Rum Meyhanesi olan Dem Meyhane'de karar kıldık. Çankaya'da yeri çok kolay...

Mekana adım atar atmaz doğru yere geldiğimizi anladık çünkü daha ilk masada hepimizin özellikle de benim çok sevdiğim gazeteci-yazar Bekir Coşkun dört kişilik bir grupla oturuyordu. Bir mekanın güzelliği biraz da müşteri kalitesiyle doğru orantılıdır ve Dem bu konuda tam not aldı. 



Masaya oturunca 10 çeşit soğuk mezeyi hazır halde bulduk. Mezeler doğru malzemelerle hazırlanmış ve lezzetliydi. Biz çok açtık ama bu mezeler arasında seçim yapmak gerekirse patlıcan ezme ile barbunya pilaki bence en iyileriydi. Fava ise yediklerim arasında ilk 5'e girer...



Masada fiks menü ile verilen soğuklardan sonra lezzetli ara sıcaklar servis edildi. Burada yaprak sarma uzak ara en iyisiydi. Masaya gelir gelmez hemen tükendi. Ben tam bir ciğer hastası olduğum için Arnavut ciğerini dikkatle yedim ve gerçekten ağızda dağılıyordu. Börek ise içlerinde en az beğendiğim olmasına rağmen idare ederdi...


Ana yemek olarak ise balık ya da köfte servis ediliyor ama ana 
yemeğe pek haliniz kalmadığını hatırlatmakta fayda var. Ankara'da 
elit bir müşteri kitlesine sahip olan Dem Meyhane'de fiks menü 
fiyatı limitsiz içki ile birlikte 60 TL.. Yemeğin sonunda meyve ve 
tatlı servisi ile gece tamamlanıyor. 




Bu arada unutmadan hatırlatmakta fayda var, gecenin ilerleyen 

saatlerinde bir gitar ve bir kemanla harika müzik yapan iki usdat 
masaları dolaşıyor. Kulağınıza klarnet sokan İstanbul çalgıcılarına 
inat yan masayı bile rahatsız etmeden harika bir repertuvarla 
gecenize renk katıyorlar. Çankaya'da keyifli bir gece için tavsiye 
ederim.



Dem Meyhane
Ahmet Mithat Efendi sokak
No:7/B Çankaya - Ankara

Telefon:0312 439 33 39 - 439 99 39
E-mail: info@demmeyhaneankara.com




BABA ONBAŞILAR- ADANA

Bu sezon sık sık maç anlatmak için Mersin'e gittik. Bu seyahatlerde tabii ki uçakla Adana'ya indik. Ama ne hikmetse sezon boyunca Adana'da bir yerde yemeden direkt olarak Mersin'e geçiyorduk. Geçen hafta ben isyan bayrağını çekince uçaktan iner inmez bize daha önceden tavsiye edilen Baba Onbaşılar'a gittik. Merkezi bir yerde ara sokakta şık ve özenli bir görüntüsü olan mekan tertemiz olmasıyla da tam not aldı.


Masaya oturur oturmaz enfes mezeleri hazırlayan hanımefendi hemen geldi ve bize mezelerle ilgili bilgi vermeye başladı. Tabii ki burada kebap yemeniz gerekiyor ama içki isterseniz baştan mezeyle başlamakta fayda var. Masaya gelen tepsiden Cunda usulü ezme, Kereviz , Özel patlıcanlı salata ve kızartma ile başladık. Bütün mezeler çok lezzetliydi. Tabii ki Adana'da olunca masaya oturur oturmaz zaten maydanoz ve nane tabakları siz istemeden geliyor


Mezelere hücum ederken sırada minik lahmacun ve peynirli pide var. Detaylar önemlidir diye hep söylüyorum ama bu ufacık lezzetlerde kullanılan malzeme bile kaliteyi hemen belli ediyor.


Burada salata taze malzemelerle ve özenle hazırlanmış. Kullanılan zeytinyağını ve nar ekşisini ise çok beğendim. İşin içine kadın eli değince salata da böyle geliyor masaya işte...


Adana kebapçılarında sürekli aynı hatayı yapıyoruz ve baştan gelen bu lezzetlerle karnımızı doyurup en sonda gelen kebaba yer bırakmıyoruz onun için eğer uzun oturmayacaksanız bu mezelerden çok az alın. Bizim gibi uzun oturacaksanız bile assolist kebaba mutlaka yer ayırın. Mekan sahibinin ısrarıyla sadece bu mevsimde çıkan patlıcanla ve kuzu etiyle yapılan güvecin de tadına baktık. Bol sarımsak ve soğanlı güveç ağır ateşte 6-7 saat pişen etiyle harikaydı.



Gelelim asıl assoliste yani kebaba... Adana'da kötü kebap yeme şansınız zaten yok çünkü standartını belirlemişler ve her işletme aynı standarta uymak zorunda. Ama küçük dokunuşlarla kebap daha güzel hale gelebiliyor. Baba Onbaşılar kebabın hakkını veriyor ve iyi pişmiş halde servis ediyor.

Hesaba gelince gayet makul, ucuz değil ama pahalı da sayılmaz. Adana'da güzel bir akşam yemeği için tavsiye ederim.

Adres: Cemal Paşa Mah. Ethem Ekin Sokak Önal Apt. No 36 Gazipaşa- Adana 
0322 4545824


DOSTLAR IZGARA- ORHANGAZİ

Orhangazi ilçesi sadece doğal güzellikleriyle değil köftesi ve et ürünleriyle de tam bir gurme cenneti. Daha önce başka bir yazımda belirttiğim gibi 15 yıl önce Bursa'ya Tofaş'ın maçlarını anlatmak için  giderken tesadüfen keşfettiğimiz ve sonrasında her yolculukta rutin olarak köfte yemek için durduğumuz "Dostlar Izgara" aradan bu kadar yıl geçmesine rağmen kalitesinden ödün vermeden yoluna devam ediyor. Geçen hafta Ayvalık dönüşünde buraya tekrar uğramaya karar verdim. Orhangazi merkezde caminin hemen sağında yer alan dükkanda masalar, oturma düzeni hatta garson ve şef bile değişmemişti. Oturunca siparişi alıp hızlıca servise başladılar ve önce buranın özel piyazı masaya teşrif etti. 



Yan taraftaki fırından alınan ve ne zaman gitsem sıcak olarak masayaa getirilen ekmek bile ufak bir detayın işi nasıl güzelleştirdiğini kanıtlıyor. Bu dükkanda hiç 2-3 saatlik ekmek yemedim. Sıcacık ekmek tahrik ediyor ama karnınızı doyurmamaya dikkat edin çünkü köfte ziyafeti sizi bekliyor.


Burada sadece köfte çeşitleri mevcut ama İnegöl köfte yemelisiniz. Acılısı ve kaşarlısı da bulunuyor. İsterseniz karışık köfte alın buna karışmam ama tavsiyem İnegöl klasik köfteden şaşmamanız. Köftede kullanılan etin kalitesini ilk ısırıkta anlayacaksınız.


Bursa çevresinde olup da yemeğin yanında Uludağ Gazozu içmemek mümkün değil. Eskiden Bursa'da sanki daha farklı bir tadı varmış gibi gelirdi ama artık İstanbul'da da aynı gazoz tadını bulabiliyoruz. Resimde yer alan köfte 1.5 porsiyon bunu da belirtmekte fayda var.


Basitlik her zaman mükemmelliği getirir. Ama mükemmel olmak için detayları da gözden kaçırmamakta fayda vardır. Mesela domatesin tadı gibi... Yemeği afiyetle yedikten sonra yıllardır tadına hasret kaldığım Kaymaklı Kemalpaşa tatlısına sıra geldi. Kemalpaşa Tatlısı kendi halinde normal olsa da Dostlar Izgara'nın özel manda kaymağıyla bir anda sınıf atlıyor.


Artık karnınız doydu biraz yürüyüş yapıp çarşıyı dolaşabilir ve doğal ürünler satan dükkanlardan taze ve organik ürünler alabilirsiniz. Orhangazi gibi küçük bir yerde Dostlar Izgara ve Sezgin Izgara gibi iki harika yer olması büyük şans. İş köfteye gelince Dostlar ete gelince Sezgin. Ben ikisini de aynı derecede seviyorum. 

AK KAFE (ATOMCU) - MERSİN

Bu sefer çok kapsamlı bir yemek veya restaurant değil basit bir büfeden bahsetmek istiyorum. Basketbol maçı için gittiğimiz Mersin'de 39. katta renkli ışıklı ilginç otelimizde kaldıktan sonra daha önce bu satırlarda bahsettiğim "Memoş Tantuni" de kahvaltı yapıp sonra nereye gidelim diye düşünürken sağolsun burada zamanında bayağı mesai harcamış olan Tufan "Atom içmezsem öleceğim" diyerek bizi ikna etti. İyi ki de etti aslında ben beklentimin çok üstünde inanılmaz bir içecekle tanışmış oldum. Ak Kafe "Barlar Sokağı" olarak adlandırılan sokakta yer alıyor.


Burası ufak bir büfe ve asıl ününü sırrını kimseye vermeden hazırladığı Mersin usülü Atom ile yapmış durumda. İsteyenler için tost çeşitleri de mevcut. Bir dahaki sefere kahvaltı için buraya gelebiliriz. Ama hazırladıkları ve içinde "yok-yok" olan Atom harika. 


Sırrını ve içine ne koyduklarını söylemiyorlar ama benim anladığım kadarıyla içinde portakal,nar,çilek,muz,ceviz,hindistan cevizi,bal, kaymaklı dondurma ve bir sürü farklı karışım yer alıyor. Nasıl yapıldığının boşverin ve bu buz gibi lezzetin tadını çıkartın. 


Özellikle Mersin'de yaz aylarında bunaltıcı sıcakta bundan 2 tane içen kendisine gelir. Tufan 5 tane içebileceğini iddia etti ve 2,5 tane içti. Ben 1,5 bardağı bitirebildim. Gerçekten harika bir içecek. 


Mersin'e gidip Atom içmeden dönülmez. En iyi Atom'u da "Ak Kafe " yapıyor. Fiyatı da çok ucuz: Bu büyük bardak sadece 3,5 TL Mutlaka denemelisiniz. 

RUMELİ KARDEŞLER SOFRASI - BURSA

Bursa'ya gittiğiniz zaman aklınıza ilk olarak "İskender" gelmesi ve bunu yemeniz doğal ama sürekli Bursa seyahati yapıyorsanız ve alternatif arıyorsanız size harika bir yer önereceğim. İskender güzel ama sürekli yenmiyor ve benim gibi tencere yemeği seven biriyseniz "Kardeşler Sofrası" tam size göre bir yer. Burası bir Arnavut Lokantası ve bu bile tercih edilmesi için önemli bir neden... Yeri bulmak biraz zor ama sora sora bulursanız sizi harika bir ziyafet bekliyor olacak. Güzelbahçe semtinde bilmeyen yok. Sanayide arada kalmış olsa da geniş bir otoparkı mevcut.


Ustamız Bülent Barış işinin ehli ve lezzetli yemeklerim mimarı. Burada istediğiniz her türlü tencere yemeği yapılıyor. Yazın ve güzel havalarda bahçesinde oturabilirsiniz. Gitmeden bize "Mutlaka kuru fasulye yemelisiniz" önerisini dikkate alarak ilk önce acılı kuru fasulye ile başladık. İsteyene az acılı da servis ediliyor ve tadı mükemmel. Bu arada bir seferinde tavuksuyu diğerinde mercimek çorbası ile başladım. Özellikle mercimek hayatımda içtiğim en iyi mercimek çorbası desem abartmış olmam. 



Biz söylemeden ortaya gelen çoban salata üşenmeden ince ince doğranmış ve tam olması gerektiği gibi hazırlanmış. Masaya patlıcan ezmesi ve başka bir karışık salata da siz istemeden getiriliyor. Masada herkes farklı bir şey istediği zaman ortaya çıkan görüntü ise ziyafet sofralarından farksız oluyor. 


Burada bir yemeği diğerinden ayırmak haksızlık olacağından şefimizin tavsiyesiyle aşçı tabağı olarak da bilinen  onların deyimiyle "Rumeli'de kayık tabak" istedik. Yani bütün yemeklerden azar azar konulan ver büyük bir tabakta servis edilen lezzetler topluluğu.. Bu tabak gelince "İyi ki buraya gelmişiz" diyecek ve bana selamlarınızı göndereceksiniz. 



Görüntüsü bile insanı doyurmaya yetiyor ama tatları da mükemmel. Özellikle patlıcanlı et, Arnavut ciğeri ve tandır tam not alıyor. Böyle bir tabakla insanın göz ve mide olarak doymaması mümkün değil. İşin sırrını sorduğumuzda yemeklerde ustanın yağ karışımının özel olduğunu ve tereyağ, zeytinyağı, mısırözü ve biraz margarinin özel bir oranda karıştırılıp yemeklere konduğunu anlatıyorlar. Zaten önemli olan yedikten 1 saat sonra midenizde bir yanma olmaması bu da yağın kalitesini gösteriyor. 


Bu harika tabağı mutlaka denemelisiniz. Porsiyon kallavi ve doyurucu. Buradan çıkarken "Ne yemek yedik" diyebilirsiniz ama kesinlikle hazmetmekte sorun yaşamayacaksınız. Ben Arnavut Ciğerinin çok özel olduğunu düşünüyorum. Burada yediğim ciğer gibisini başka yerde yemedim. Bir de özel bir yemek olan Kuzu Gömleğinde Ciğer ya da Ciğer Sarması siz hangi isimle söylerseniz söyleyin çok çok güzel...


Bu tabaktan sonra yenir mi bilemem ama bize ikram edilen tatlı tabağında yok yok... Buranın özel tatlısı süt helvası ortada, etrafında kabak tatlısı, şekerpare ve kazandibi dilimleri ile öldürücü bir karışım olmuş. Tabii ki yemekle birlikte harika hoşafları da tadabilirsiniz. 



Bu tabağı istemezseniz tatlı çeşitleri içinde sütlü kemalpaşa ilk tercih olmalı... Üzerine isteğe göre tahin ve kaymakla fındık konunca anlatılması zor oluyor. Diğer tatlıların hepsi de çok lezzetli...


Ben bundan sonra her Bursa seyahatimde öncelikle Kardeşler Sofrası'nı tercih edeceğim. 1951 yılından bu yana hizmet veren bu mekanı şiddetle tavsiye ediyorum. Adresi bulmak zor olabilir ama sora sora bulun. Buna değeceğini göreceksiniz. 

Adres: Gülbahçe Mah. Vardar Cd. No:36 Osmangazi, Bursa

Telefon: 0224 252 05 27

AKIN BALIK - KARAKÖY

Balık lokantası denince akla "Acaba nasıl bir hesap gelecek" endişesinin yaşandığı ve ne yazık ki çoğunun abartılı hesaplarla haketmedikleri paraları kazandığı yerler geliyor. İstanbul'da yaşayan ve ağzının tadını bilenler ise bu tip mekanlardan uzak durarak gerçekten lezzetli balık ve mezeleri bulabileceği salaş yerleri belirliyorlar. Bunun için ben de size çok iyi bir adres önereceğim. Adını ilk kez 2 yıl önce duyduğum ama fırsat bulup yeni gittiğim "Akın Balık" şimdiden listede ilk sıralara yerleşmiş durumda. Karaköy'de balık pazarının hemen arkasında bahçe içindeki harika bir mekan. 



Mekana girince salaş ortam ve yeşilliklerin içindeki masalardan dolayı bir anda kendinizi bir tatil kasabasında zannedebilirsiniz belki ama önünüzde akan insan kalabalığı ve tarihi yarımadanın harika manzarası İstanbul'da olduğunuzu hatırlatıyor. Ben insanların içinde olmayı ıssız kalmaya tercih ettiğim için en güzel manzara akan insan kalabalığı oluyor. 



Öncelikle belirtmem gerek özellikle hafta sonu gidecekseniz mutlaka rezervasyon yaptırmalısınız. Gündüz saatlerinde bile burada yer bulmak çok zor. Hatta hafta içi akşam bile artık yer bulmanız zor ama şansınızı deneyin.. Özellikle taze ve iyi pişirilmiş balık ve süper ortam için değecektir. 



Bana göre gece manzara daha güzel ve ışıkların altında mekan daha çekici ama "Gündüz Rakısı" bir başka tatlı geliyor insana. Burada yer bulup oturursanız nev-i şahsına münhasır garsonlarla iletişim kurmaya başlayabilirsiniz. Hepsi hazır cevap ve işini bilen garsonlarımızla doğru frekansı bulabilirseniz harika bir sofra kurmaya başlayabilirsiniz.



İlk yıllarda kağıt bardakta verilen suyun yerini şimdi işlemeli bardaklar almış ama isteyene yine plastik bardakta servis yapılıyor. Rakı çay bardağında içiliyor ve çok güzel oluyor. Mezelerden istediğinizi gidip seçebilirsiniz ama bence meze işini çok abartmayın balığa yer kalsın. Bir meyhanenin iyi olup olmadığı rakının yanında verdiği beyaz peynirden belli olur burada peynir harika. 



Salataları da standartın çok üstünde. Burada uzun sohbetler ve keyifli masalar için bazı şeyleri dert etmemeniz gerekiyor. Oturduğunuz sandalye sallanabilir, masaya polen yağabilir hiç önemli değil. Kağıt örtüler serilen masalarda farklı tabak ve çatallarla ama harika bir ortamda olacaksınız. Kalamarı da güzel yapıyorlar, ben karides yemedim ama eminim iyidir. Balık kısmına gelecek olursak, önü zaten ucuz ve kaliteli balıkların satıldığı balık pazarı ve yediğiniz balığın taze olmaması için bir neden yok. İstavrit ve tekir tabağı söyledik ve çok iyi pişmiş olarak geldi. 



Mevsiminde burada palamut yemek de harika oldu. Palamut ve lüferi nasıl pişireceklerini iyi biliyorlar. Ufak bir tezgah ve küçük bir ızgara ile başlayan Akın Balık biraz daha palazlansa da aynı havayı korumayı başarıyor. Her balığı nasıl pişeceğini bilerek yapıyorlar. Ben en keyifli rakı sohbetinin deniz kenarında portakal sandığı üzerinde çay bardaklarıyla yapıldığına inanırım. Burası bana o ortamı hatırlatıyor. 



Hesap kısmına gelince tabii ki yediğiniz içtiğiniz ile ve kendinizi ne kadar sevdirdiğinizle ilgili ama adam başı 60-70 TL arası sağlam içerek buradan çıkabilirsiniz. Unutmadan ben rakının yanında balık da yeseniz acılı şalgam içmenizi öneriyorum. Adresi çok kolay: Galata köprüsü yanında balıkçıların hemen arkasında ama Akın Balık yazan yere gireceksiniz karıştırmayın. 



Adres: Fermeneciler Caddesi Ali Yazıcı Sokak Gümrük Han Da: 10 Karaköy 

Tel: 0212 244 9776



SERVET ÇÖP ŞİŞ - İZMİR

Belki de gitmekten en keyif aldığımız deplasman olan İzmir tam anlamıyla bir gurme cenneti. Gençlik yıllarımızda favorimiz olan kömürde sandviç büfeleri artık yok. Hemen herkes Efes Otelinin yanındaki büfeden övgüyle bahsederken ben bir sonraki paralelde yer alan Kardeşler Büfe'yi tek geçerdim. Çembere kırılan yumurta ile hazırlanan karışık ve yanında Sen-Sun gazozu. Bu büfeler anlamsız bir kararla kaldırıldı ve çoğu dükkan olarak hizmet veriyor ama eski havaları yok. 


Neyse biz son zamanlarda Servet Çöp Şiş'de karar kıldık. Yine uzun yıllardır herkesin bildiği Topçu kaliteli bir mekan ama çaprazında yer alan Servet sanki biraz daha önde.. Pasaport'un tam karşısında ara sokakta...



İzmir çorba çeşidi ve lezzeti olarak iyi bir yerde. Servet'e gidince başlangıcı çorba ile yapabilirsiniz. Özellikle gece gidenler geç saatlerde ve eğlence sonrasında işkembe, kelle-paça içebilirler. Çorba olarak çeşit çok  ve gerçekten çok lezzetli yapıyorlar. 


İçerisi temiz ve garsonlar işini bilen hızlı servis yapan güleryüzlü kişiler. Çorba faslı biterken masaya İzmir'in olmazsa olmazı taze roka ve turp ile yeşillikler geliyor. Şimdi sırada çöp şiş var. İstanbul'da 2 yıldır her semtte açılan çöp şiş mekanları kusura bakmasın en iyi çöp şiş Ege'de yapılıyor. Servet ve Topçu ise en tanınan mekanlar. 



Sıcak pideler masaya servis edildiğinde mutlaka kendinizi frenlemeniz gerekiyor yoksa etlere yer kalmayabilir. Pideler çok güzel ama biraz yavaş...



Çöp şiş ve yanında ikram edilen olmazsa olmaz pişmiş soğan ile lezzet doruklarına ulaşıyorsunuz. Eti ve pişme şeklinden mi bilinmez burada yediğimiz çöp şiş çok farklı geliyor. 1 porsiyon ise asla yetmiyor. Ben soğanı çok seven birisi olarak burada verilen sıcak sıcak yenen pişmiş soğana bayılıyorum. 


Burada her seferinde bir gelenek haline gelen ortaya bir porsiyon köfte söyleme geleneğini bozmuyoruz ama köfte vasatın üstüne çıkamıyor. 


Servet içkili bir mekan eğer isterseniz akşam yemeğinde güzel bir rakı sofrası da kurabilirsiniz. Biz iş için orada olduğumuz için henüz bu imkanı bulamadık. Fiyatlar gayet makul ve çöp şiş lezzetli daha ne olsun... Topçu fanatiklerinin bile Servet'i bir kez denemesini öneriyorum. 



http://servetcopsis.com/

BOĞAZİÇİ LOKANTASI - ANKARA

Ankara'da güzel bir tencere yemeği yemek isterseniz size önerim Ulus Samanpazarı'nda bulunan tarihi Boğaziçi Lokantası olacaktır. Ama belirtmekte fayda var eğer kuzu eti sevmiyorsanız buraya hiç gitmeyin çünkü lokanta etli yemekleriyle ünlü ve kullanılan etlerin yüzde 90'ı kuzu eti...


Lokantaya girince koku hemen dikkatinizi çekiyor. Burada çok çeşitli sulu yemek ve kendilerine özgü "Ankara Tava" var. Yemekleri seçmek için arka tarafta yer alan tezgaha geçerek ustadan bilgi de alabilirsiniz. Görerek sipariş vermenizi öneriyorum. 


Yemekler klasik usülde hazırlanıyor dolayısıyla aman yağsız olsun, diyetimi bozmak istemiyorum derseniz buranın kapısından geçmemeniz gerek. Ama eski lezzetleri arayanlar için bence kaçırılmayacak bir fırsat. Çorba ile başlamak isterseniz çorbalar vasatın üstünde ama ben çok sevdiğim "Kuzu Haşlama" ile başlangıcı yaptım. Geçen sefer yediğim daha az yağlıydı ya da ustamız bu sefer biraz yağı fazla olan bir parçayı bize uygun gördü. Ama lezzetli ve kıvamı yerinde bir yemek. 


Resim yazısı ekle
Bu gidişimde yemedim ama daha önce tadına baktığım kavurma ve tandır da vasatın üstünde lezzetlerdi. Beraber gittiğim arkadaşlarım lahana ve yaprak sarma istediler ve çok beğendiler. 


Sulu yemek olarak bütün çeşitler tavsiye edilecek kadar güzel. Ama buranın özel yemeği olan "Ankara Tava" mutlaka tadına bakılacak bir lezzet. Pilavın içinde ağızda dağılacak kadar yumuşak kuzu eti ve domates biberle birlikte servis ediliyor. Bana incik kısmı geldi ve et gerçekten çok başarılıydı. Pilavla birlikte tam bir doyurucu öğün hatta az yiyenler için bitirilemeyecek kadar bol bir porsiyon.


Yazının başında dediğim gibi burası klasik usülde yemek yapan ve eski alışkanlıklardan ödün vermeyen bir yer. Dolayısıyla salata ile beslenen bazı arkadaşlarınız için uygun olmayabilir aman dikkat... Yemek sonrası masaya iki çeşit tatlı geldi ve ikisini de çok beğendim. Şekerpare genelde tercih edilmeyen ama benim çok sevdiğim bir tatlıdır. (Şener Şen ve İlyas Salman'ın oynadığı filmi de gerçekten sinema tarihine geçecek kadar komikti) Şekerpare üstünde çok lezzetli manda kaymağı ile servis yapılıyor.


Tufan'ın siparis ettiği kadayıf ise yine tam kıvamında ve tavsiye edebileceğim bir alternatif olabilir. İsteyene kabak tatlısı ve sütlaç da mevcut. 


Ankara'da iyi bir ev yemeği isteyenler için Osmanlı-Türk mutfağından çeşitleri bulabileceğiniz Boğaziçi Lokantasını şiddetle tavsiye ediyorum. 

Adres: Denizciler Caddesi No:1 - Ulus 

http://www.bogazicilokantasi.com/